Bugünlerde...

Yeni kelimeler öğrenmeye devam ediyor Defne. Daha ne kadar yazacağım her söylediği kelimeyi bilmiyorum ama gerçekten çok sevimli ve komik oluyor, unutmak istemiyorum. Bir de öğrendikleri kedi, köpek, miyav falan değil ki, değişik değişik kelimeler dikkatini çekiyor, onları söylüyor ve unutmuyor.
anaak: anahtar
aana: ayna
ebmek: dedesinin elinde görür görmez arka arkaya söylemeye başlıyor
dözlük
dadtık: yastık
dadak: yatak
ema: elma
ört ört: oyun oynarken yattıysa mutlaka üstünü örttürüyor, o açıyor biz örtüyoruz, oyun bu sanırım
bebet: bebek
papka: şapka
naynay: ipod:)
unuttuklarımı da ekleyeyim
dede, ebe (babaanne diyemediği için ebe dedirttirdi babaannesi
barbak: bardak
götü: götür
Bir de bu aralar acayip düzenli, mouse padin üstünde değil mi, hemen Defne tarafından ait olduğu yere konuyor, çay bardağı mutlaka tabağında olmalı, değilse müdahale ediyor, kapaklar ve kaplar ayrı ayrı takılamaz, mutlaka birlikte olmalılar, herşey yerli yerinde ve düzgün olmalı.
Ailemizde dağınık kimse yok gerçekten, sanırım Defne de bize benzeyecek...

Doydu Doydu


Defne'nin son günlerde en sık kullandığı sözcük bu. Canı yemek istemeyince kendince doyduğunu düşünüp arka arkaya doydu doydu diye tekrarlıyor. Dur be yavrum daha ne yedin ki doydun. Bu aralar iştahsız nedense, sıcaklardandır deyip kendimi avutuyorum, umarım öyledir.
Çok sevdiği yoğurdu bile yemek istemiyor, bugün de yemeyince aklıma ayran yapmak geldi. bardaktan içme hevesini de kullanıp koyu kıvamlı bir su bardağı ayranı lıkır lıkır içmesini sağladım:))
Meyveyle sorunumuz yok, en çok bahçedeki vişneleri ve karpuzu seviyor. Tabakta bitene kadar karpuz yemeye devam ediyor.
Dün de biraz bamya yedi, ben çok severim, babası nefret eder, inşallah bana çeker.
Bunların dışında ekmek halen çok az veriyoruz, sabah tahin pekmezin yanında sadece, peynir çok sevmesine rağmen bu aralar yine yemediği için omlet yapıp çaktırmadan yediriyoruz. O şekilde yiyor hayret. 2 ay öncesine kadar ne güzeldi, herşeyi geri çevirmeden fazla fazla yerdi, o günler geri gelsin...

6 YIL

6 yıl önce bugün evlendik, birbirini seven, hayatını birlikte geçirmek isteyen iki insan olarak birleştik, bir olduk.
Geriye dönüp baktığımda iyi ki evlenmişim diyorum ne mutlu ki...
Herşeyim, biricik kocam, evlilik yıldönümümüz kutlu olsun...
Seni seviyoruz...
Füsun&Defne

Süper Üçlü + 1

Defne yaklaşık 8 aylık olduktan sonra kahvaltılarına ceviz eklemeye başladık. Kahvaltıyı ayrı ayrı yemeye başlayınca ise meyvesine karıştırmaya devam ettik. Cevize alıştıktan sonra ise yanına badem içi ve fındık da ekledik. Ve bir arkadaşımın tavsiyesiyle kabak çekirdeği. Kabak çekirdeğinin özellikle bağırsak ve böbrekler için oldukça yararlı olduğunu öğrendim. Bunun yanında kemik ve dişlerin oluşumunu desteklediği, kolestrolü düşürdüğü, protein yapımına da yardımcı olduğu biliniyormuş. (Ben bilmesem de:)) Ayrıca fosfor içeriyormuş.
Aslında bütün kabuklu kuruyemişler kalp ve beyin sağlığı için çok yararlıymış, hepsinin kolestrolü düşürücü ve kanserden koruyucu özellikleri varmış ve kemik diş gelişimine yardımcıymış. Genel olarak yararlı olduğunu zaten biliyordum ama bu kadar ayrıntılı incelememiştim doğrusu.
Benim için en önemli faydalarından biri de beden ve zihin yorgunluğunu gidermesi. Genelde tüketmeye çalışırdım ancak bundan sonra daha dikkatli ve düzenli bir şekilde yemeye gayret edeceğim sanırım...

Su Kuşu


Aldığımız havuzu sonunda kullanabildik. Ya hava esintiliydi ya da uygun saatlerde Defne uyudu, bir türlü doldurup içine atamadık Defneyi. En sonunda geçen gün uykudan önce sıcak ve rüzgarsız bir havada yüzdürdük küçük hanımı. Tahmin ettiğim gibi çok sevdi hatta bayıldı. Babası da ona eşlik edince eğlence tavan yaptı. Tabi ben o esnada bile nasıl çıkaracağız onun derdindeydim. Bir süre sonra uykusu geldi ve havuzun kenarına başını koyup orda yatmak istedi. Kaldırınca çok kızdı ve artık havuz keyfinin sonuna geldiğimiz anlaşıldı. Kurulayıp üstünü giydirip uyutana kadar ağlayarak bana yumruk salladı. Bu keyfe değer mi onu çözemedim henüz ama çok eğlendi, tekrarlayacağız sanırım. Bu kadar ağlamasa olmaz mı yaa...

Boleyn Kızı


Yaza başlarken aldığım kitaplardan biri. Özellikle yaz günlerinde okuduğum kitaplar hemen bitmesin istediğimden kalın olanları tercih ediyorum. İsmini birkaç kere duyduğum bu kitabı görüp 800 küsür sayfa olduğunu görünce hemen aldım. Film gibi (zaten sinema filmi de varmış:)) yormayan, kolay okunan bir kitap. İngiliz sarayının abartılı yaşamı, kral ve kraliçelerin yapmacıklıklarla dolu hayatı ekseninde iki kızkardeşin ve bir ailenin öyküsü. Ortaları biraz sıkıcı olmakla beraber yine de okuduğuma pişman olmayacağım bir kitap. Sevdim evet ama çok değil.

Defne'nin Beslenmesi

Eskilerden bir resim, ek gıdaya yeni yeni geçtiğimiz dönemler. Defne 5,5 ay dolu dolu sadece anne sütü aldı. Ne su içti ne meyve yaladı. Nedense bu konuda çok tutucu ve dik kafalı davrandım, dışarıdan gelen bütün "su versene yandı çocuk, biraz karpuz suyundan nolur" gibi tüm müdahalelere tıkadım kulaklarımı. Ömrünün sonuna kadar yemek yiyecek zaten bu çocuk, bırakın anne sütünü yarıyorken alsın doya doya değil mi?
5,5 ayın ardından yavaş yavaş meyve sular, çorbalar ve yoğurtla tanıştı Defne. İlk zamanlar yoğurttan nefret etti, hazır mamaların tadına bile bakmak istemedi, zorlamadım, alışır dedim. Zaten kilosu da fazla olunca sakin kalmam kolaylaştı. ve sonuçta kızım beni hiç zorlamadan tüm ek gıdalara alıştı. Kilo almaya da devam ettiği için dikkatli gitmemiz gerekti, hazır mama hiç vermedik, ekmek sadece kahvaltıda ve çok az yedi, makarna neredeyse hiç yemedi. Sebze ve meyveye bayılırdı, hala da öyle. Tüm çorba çeşitleri, sebze, meyve, mercimek (kırmızı, yeşil) ve tavuk türevleri ile balık beslenmesinin temelini oluşturdu. Tuz, şeker ve bisküvi, çikolata gibi aburcuburları 1 yaşına kadar hiç yemedi, tadını öğrenmedi. Bu konuda da çok katıydım, tadsız tuzsuz yemek olur mu gibi müdahalelerle az boğuşmadım ama yılmadım:)
Defne şimdi 15 aylık. Son günlerde sıcaklardandır diye düşündüğüm iştahsızlığını saymazsak yemeyi oldukça seven bir bebek. Ben hala dikkatli beslemeye, tuzu çok az kullanmaya, abur cubur vermemeye çalışıyorum. Zaten karşısında yenmediği sürece görüp isteyebileceği bir durum olmuyor. Şeker, evde yaptığım tatlılar dışında ve çok nadir yediği bisküviler haricinde beslenmesinde yer almıyor. Şimdilik iyi gidiyoruz, iyice aklı erip bazı şeyleri tutturana kadar ben bildiğim yolda devam etmeye kararlıyım. Zaten meyve yemeye alışkın olduğu, çikolata, cips vs. yemediği için ileride de bu tarz yiyeceklere çok rağbet etmez diye düşünüyorum, umarım yanılmam.

Noldu?

Bugün Defne biraz düştü...
Ayağı kaydı önce popo üstü oturdu, sonra sırt üstü düştü, neyse ki tam arkasında çıplak ayaklarımla duruyordum, kafası ayaklarıma yumuşacık çarptı. "Allah korudu" dedikleri bu sanırım, zira zemin betondu.
Azıcık ağladı, ne olduğunu kavrayınca ilk söylediği "noodu, hoppaa" oldu ve neyse ki bu olayı gülerek, çok gülerek atlattık...

Blog mu? O da ne?

Benim de artık bir blogum var dediğimde sık sık duyduğum bir soru bu. Kısaca anlatmaya çalışıyorum net günlüğü gibi birşey diyorum. Ama bloglar arasında gezdikçe çok daha fazlası olduğunu gördü m. Çok kapsamlı çok bilgilendirici bloglar var cidden, aslında benimki blogsa onlar ne:) Daha çok yeni, umarım zamanla daha da gelişecek. Rastladığım bloglardan biri de kitubi.com. Oradaki çağrıya cevap verip neden blog yazmaya başladığımı anlatmak istedim. Kızımın doğumuyla birlikte hayatımız bir daha asla eskisi gibi olamayacak şekilde değişti, renklendi. Kaçırılmaması, unutulmaması gereken bir çok olay, yenilik yaşıyoruz hergün. Bunları bir şekilde kayıt altına almak, sevdiklerimizle de payşaşmak istedim. montessori eğitimi mail grubu ve üyelerin blogu da benim için itici bir güç oldu diyebilirim. Önceden incelediğim, okuduğum bloglar vardı ama nedense kendimi hep izleyici okuyucu olarak gördüm. Kitubi'de de yazdığı gibi önce ben yapamam gibi geldi, halbuki ne kolaymış. Sonra da yazamam diye düşündüm, iyi bir okuyucuydum ama yazma tecrubem hiç olmamıştı, oysa biricik ilham kaynağım tam yanımdayken bu konuda da zorlanmayacağımı tahmin etmeliydim.
Şimdi kendimi bloglar arasında kaybettiğimde yine imrenerek izlediğim bloglar görüyorum, kendimde eksikler buluyorum, ama daha çok yeniyiz, zamanla gelişiriz.
kitubideki bu yazıda çok güzel anlatılmış, yazarı Damla'ya buradan da teşekkürlerimi gönderiyorum.

Defne 15 Aylık

Defne bugün 15 ayını bitirdi. Bana göre en önemli gelişme şu son hafta içinde 2 kere gece hiç uyanmadan sabaha kadar uyumasıydı. İlk seferinde fazla umutlanmadım, 1 kereliktir diye düşündüm, sonraki 1-2 gün yine uyandı zaten. Halen emdiği için gece uyanmama ihtimalinin düşük olduğunu sanıyorum ancak dün gece tekrarlandı. Ben uyuyabildim mi peki? Tabi ki hayır:) Her hareketinde acaba uyandı mı, emecek mi diye başına dikildim. Sanırım ikimizin de alışması gerekiyor bu duruma.
Gelelim diğer önemli notlara:)
Konuşmayı iyice sevmeye başladı Defne, hala her söyleneni tekrarlıyor, birçok kelimeyi yerinde kullanabiliyor. Ama en komik olanı al-ver kavramlarını karıştırması. Birşey isterken güzelce ver diyor ama bize birşeyi uzatıp almamızı isterken yine ver ver diyor ısrarla:)
Yemek tabağını gördüğü anda önlük diye uyarıda bulunuyor ve mutlaka taktırıyor.
Bu ay neredeyse hiç peynir yemedi ama son 2 gündür tekrar yemeye başladı.
Ekşiyi çok seviyor, limon ve vişne favorisi.
Dede ve gözlük demeyi de öğrendi.
Oyuncakları ve kitaplarıyla bir süredir pek ilgilenmiyor, bahçede gezmeyi çok seviyor.

Köydeyiz




Yaklaşık 1 haftalık mecburi bir aramız oldu, netimize yeni kavuştuk.
Bu süre içinde 2. yolculuğumuzu yapıp babasının köyüne geldik. Yine 7 saatlik bir yolculık ama bu sefer daha rahat... Defne koltuğundan hiç kalkmadan arabadan indik, biraz uyku, biraz oyun, biraz çubuk, biraz armut:))
Köyde mutlu Defne, dedesiyle babaannesiyle baahçeyi geziyor, dalından kayısı, vişne koparıp yiyor, bahçeden salatalık koparmadan kesinlikle gelmiyor.
Hevesle domateslerin olmasını bekliyoruz ailecek, ah bir de şu vişne lekeleri olmasaydı...
Bu arada bana düşkünlüğü okulların kapanmasıyla daha da arttı, hala insanları pek yabancılamıyor ama özellikle uykusu gelmeye başlayınca benden ayrılmak istemiyor ve çok sinirli oluyor.
Ağlamalar, bağırmalar başladı, bir de nerden öğrendiğini kesinlikle çözemediğimiz yumruk sallama huyu çıktı, sinirlenince hemen yumruk havaya kalkıyor.

Kendi Meyvemi Kendim Yerim / Yaz Keyfi

Önce doğradığımız büyük ve yumuşak erikleri eliyle güzelce yedi Defne.
Ertesi sabah da anneannesinin cesaretlendirmesiyle çatalı verdik eline, minik kayısı parçalarını bir bir çatala batırıp yedi. Önce tesadüf mü acaba dedim ama hepsine denk getirince artık bu işi başardığını anladım:)
Şebnem teyzesinin evinde havuz başında çok mutluydu Defne... Ta ki üzeri iyice ıslanıp eve gitmek için kucağıma alana kadar. O kadar uzun ağladı ki... Bir daha nasıl suya sokacağım bilmiyorum, her seferinde böyle ağlarsa yandık.

Oyunlarımız

Bu, yabancı bir blogda gördüğüm bir oyun. Ayakkabı kutusu ile yaptım, kapağı da bantlayıp sabitledim.
Üstteki delikten objeyi atıyoruz, alttan elimizi sokup buluyoruz. Başlarda Defne objeyi atıp alttaki deliğe bakıp kutuyu sallıyordu, elini sokmaya korkuyordu, soksa da bulamıyordu ama birkaç denemeden sonra mantığı kavradı hemen.
Evdeki kırılmayan kapaklı kapları bulup kapak kapatma oyunu oynadık, zaten kapatma eylemine bayılıyor bu aralar, herşeyi ya kendisi kapatmak istiyor ya da bize kapattırıyor.
Dün park halindeyken arabanın içinde bekliyorduk, sıcaktan bunalan anneanne kapısını açtı, koltuğunda oturan Defne de araba hareket edene kadar babak babak diyerek kapının kapatılmasını istedi sürekli:) Neyse anneannemiz kapattı da Defne hanım rahat etti...
Kapatma oyununun dışında mısır tanelerini bir kapta topladık ve kaptan kaba aktardık.
başlarda çok güzel uyguladık, biraz zaman geçince sıkılıp dağıttı tabi...
Related Posts with Thumbnails