Kalktık gittik, bulduğumuz, güzel görünen ilk yere girdik, yeşillikler içinde bir alabalık tesisiymiş, kimsecikler yoktu, çocuk parkı da vardı. Ama bir dahaki sefere atla gezinti yapılabilen bir yer varmış oraya gideceğiz, Defne atları görsün. Resimlerinden tanıyor, görünce at diyor ama gerçeğini görünce ne yapacak çok merak ediyorum. (Bu arada ben buraları yeşillik zannederdim ama İnebolu’dan sonra gördüm ki buradaki hiçbir şeymiş. Şimdi gittiğimiz her yerde buranın doğası da güzel değilmiş, daha yeşillik bir yer yok mudur ki demekten kendimi alamıyorum.)
Biraz da Defne…
Pazar günü babası uyutmayı denedi, bir yatakta bir ayakta sallarken uykusu dağıldı çocuğun, baktım uyumadı diye getiriyor, ben aldım yatağına koydum, biraz salladım ve uyudu. Tam 2,5 saat. Akşam da bu sayede çok güzel geçti, ne huysuzluk, ne gereksiz ağlama. Gece de normal uyku saatinde uyudu yine. Dün babası bakıyordu, önce uzun bir yürüyüşe çıkmışlar, dönüşte de çorbasını içirip yatırmış. Tam 3 saat uyudu, günümüz de güzel geçti bu sayede. Bakalım bugün ne olacak?
Her gün kendi kendine yeni bir kelime öğreniyor bu aralar. Dün mutfak çekmecesini açıp eline bir şey aldı, düddeç diyor, bir baktım süzgeç. Soyunan birini görsün banyo diyor, bıcı bıcı sadece el yıkamak için kullanılıyor artık. Sabah kemerimi takarken memer diyordu. Makyaj malzemelerimi karıştırıp boya diyor, allık fırçasını yüzüne sürüyor.
Herşeyin içine bakmak istiyor, özellikle ocakta pişen yemeklerin. Koşa koşa mutfağa gelip göster göster diyor. Ayak, bacak, el, dil, diş, kulak hepsini söylüyor, gösteriyor. Biberonu sıcaksa sıcak deyip geri veriyor, soğutup veriyoruz, iyi diyor ve içiyor. Sanırım iyi demeyi benden kapmış, ben çok kullanırım çünkü. Geçen gün arabada eşim klimayı ayarlarken sordu, içerisi nasıl sıcak mı diye, Defne benden önce atlayıp iyi dedi. Sıpa yaa, çok tatlı oldu çok.
Oyun oynarken kucağa oturma huyu çıktı bu aralar. Önce yerde karşılıklı oturuyoruz, bir süre sonra kalkıp popsunu döndürüp kıytın kıytın (ne demekse bu) yanaşıyor, kucağa oturup öyle devam ediyor oyununa. Ben de o arada mıncıklayıp duruyorum, fırsattan istifade.
Ayaklarını uzatıp uzattım diyor, üstünü çıkarınca üşüdüm mont diyor, heryer her şey düzgün olsun istiyor, en ufak bir yamukluğa tahmmülü yok. Herhangi bir eşya biraz yamuk duruyorsa, mamuk, düzelt diyerek mutlaka bize düzelttiriyor.
Ama bu kadar kelimeye rağmen hala iki lafı bir araya getiremedi. Merakla bekliyoruz bakalım, ne zaman iki kelimelik bir cümle kuracak diye. Çok önemli değil tabi, istediği zaman kursun benimki sadece merak, bu kadar kelime söylüyorken cümle de kurabilir diye düşünmüştüm, kurmayabiliyormuş demek ki.
Ek 1: Asıl yazmak istediklerimi unutmuşum. Bu ay iki tane dişi çıktı Defne'nin. aylardır 8 dişle bekliyordu kuzum. İlki sol arkadaki azı dişi, nezle mi diş mi diye yazmıştım hatta, ondan sonra çıktı. Sanırım ayın 14'ü gibi de sağ üst köpek dişi patlamış. O gece çok sık uyandı, bizi ağaç etti, birkaç gün sonra da dişi farkettim, elime geliyordu. Unutmayayım diye yazayım dedim.





