Yok yok, ben öyle dışarı çıkıp akşamına çocuk uyumayınca ya da birden hastalanınca "bak bak nazar değdi çocuğuma" diyen annelerden değilim. Nazara inanmıyor değilim ama pek aklıma gelmez, Defne'ye nazarlık bile takmadım ben doğru düzgün. Herkesin kızmasına rağmen güzel yediğini, sütümün çok olduğunu, uslu olduğunu vs. heryerde söyledim. Birşey de olmadı valla.
Zaten burdaki nazar mevzusu Defne'yle ilgili değil. 31 yaşındaki kadına nazar değer mi? Valla bana birşeyler değdiği kesin, nazar mı onu bilmem tabi. Önce Defne elimi kesti, hala iyileşmemişken dün gözümü koltuğun tahtasına gömdüm. Bir an gözüm karardı ve gerçekten uçuşan yıldızlar gördüm. Filmlerdeki gibi, numara değilmiş demek ki... Hemen buz koyduğumdan sanırım morarmadı ama şiş şu anda.
Hadi o neyse, bugün uzun zaman sonra arabayı aldım. Uzak bir okula görevlendirmem vardı. Dönüşü kaçırınca geri geleyim dedim ve küt!! Tulumba mı kuyu muydu bilmiyorum birşeye çarptım. İnip bakmadım bile. Çok canım sıkıldı yaa. Acayip saçma bir kaza oldu. Moralim bozuldu, sonra da birsürü hata yaptım. Neyse ki sağsalim gidip döndüm. Ana yol bile değildi gittiğim güzergah. Köyler arasındaki tenha yollar. Tek başıma gittim geldim resmen. Ah bir de o kuyu orda olamasaydı. Kim koydu bir elime geçirsem!
Kısacası yürüyen felaket gibiyim bu aralar. Bir süre kendimi eve mi kapatsam ki. En gıcığı da araba servise gidecek, ne zaman gelecek, biz zaten şehir dışındayız, oooff off.
Bugünün iyi haberi de gittiğim okulun öğleden sonra sınav sebebiyle tatil oluşuydu. Ben de saat 13 de evdeydim. Uzuuun zamandır korkudan ertelediğim birşey yaptık Defne'yle. Parmak boyası. Korkumdan çok iyi hazırlandım. Yıllar önce annemin aldığı büyük yer sofrasını çıkardım. İşimize çok yarayacak bundan sonra onu da anladım bugün. Ev tipi uyduruk ıslak mendil, kuru mendil, eski bir altüst takım, bolca kağıt, alta da eski bir sofra beziyle boyaya hazırdık.
Kuzum da hem sabırsızlıkla hem de uslu uslu bekledi benim hazırlıklarımı.

Aslında 2 renk yeter diye düşünüyordum ama hepsini açtırdı Defne. Boyanın yanı sıra kapları ve kapakları da sıraya dizmekle uğraştı uzun süre. Uzak oldu, yakın oldu, kapak düştü diye yordu kendini.

Tek parmağını sırayla bütün boyalara sokunca kaplarda böyle ebruli bir görüntü oluştu. Çok hoşuma gitti benim.

Bir de tavsiye. Kağıdı iki yanından bantla sofraya yapıştırdık. Böylece kaymasını engelledik, rahat rahat sıvazladı Defne de.
Boyamayı da kendi isteğiyle noktaladı, kağıtlar bitince. Ben aslında en çok ondan korkuyordum, bırakmak istemez, ağlar falan diye. Neyse ki başladığı gibi tatlı tatlı bitti boyama etkinliğimiz.

Çizimlerle şekilleri eşleştirmeyi yapamaz, daha erken diye düşünüyordum uzun süredir. Geçen hafta bir deneyelim dedim. Meğer tam zamanıymış hatta zamanı geçmiş gibi. Ben fotoğraf makinesini alıp gelene kadar hepsini yerleştirmişti Defne.
Bu aralar bu tip etkinlikleri pek yapmak istemiyor. hemen şımarıp karıştırıyor. Bilse de sırf şımarıklıktan yanlış yapıyor. En büyük zevki mutfak işleri ve yeni yılda gelen ayıcığa elbise giydirme oyunu. Hergün defalarca oynuyoruz onunla. Tekrar teşekkürler Cerencim.

Bu da yerine ulaşan hediye paketimiz. İçindekileri çekmeyi unutmuşum ama
buradalar.Ayrıca eylemlerim sürecek:)