Etkinlik - Montessori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etkinlik - Montessori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugünler...


Biraz dolgu yaparak...


Şeytan kulesi inşa ederek (babası ve defnesinin koyduğu ad:))


Biraz aktiviteyle ( alttakini ben yaptım Defne de izleyerek üsttekini yaptı, karşıma geçtiği için simetrik yapmış oldu. Aman ne başarı di mi:))



Bol bol da koşturmacayla geçiyor. Herşey yolunda neyse ki. Arada küçük güzel sürprizler oluyor, güne neşe de katıyor. Bir telefon, bir mesaj yüz güldürüyor.


Pazar günü ilk kez veli olarak bir etkinliğe katılacağız. Tanışma kahvaltımız varmış, eve kağıt geldi:))
İşler yoğun ama keyfimiz yerinde, öyle işte...
Bir de haftasonuna son 2:)
Sevgilerimizle...

Okulda 3 gün...


Geçen gün bu kitabı istedi Defne. Birşeyler yapalım diye karıştırmaya başladı, sonunda kapak sayfasında gördüğü patates baskıda karar kıldı. Ne çok yapardık biz, kitapta görmesem aklıma gelmeyecek.
Bir yuvarlak, bir üçgen sonra da Defne'nin isteğiyle bir yıldız kalıbı çıkardık. Uzun zamandan beri bir faaliyeti böyle istekle ve uzun süre yapmamıştı. Yaklaşık 1,5 senedir bir iki dürtükleyip sen yap demeyi adet edinmişti çünkü. sanırım yine ilgilenmeye başlıyor.




Bu da kendi bulduğu bir çalışma. Muffin kalıplarını alıp bunlarla birşey yapacağım deyip odasına götürdü. Çoook uzun zaman önce yaptığım ponponları maşayla renkleri göre ayırdı.


Bu fotoğraf okulun ilk gününden. Şimdilik iyi gidiyor. Henüz ağlamadı. Zaten pek ağlayan da yok. Öğretmeninin elini tutup arkasına bile bakmadan gidiyor. Sabahları bir hevesle hazırlanıyor, hiç oyalanamadan.
Zorunlu olduğunu anlayıp sorun çıkarmasına da hazırlıklıyım. Oldu bitti alıştı demiyorum o yüzden. Bakalım bir tam gün olsun, birkaç hafta gitsin ondan sonra göreceğiz asıl.

23 Nisan Mektup/Resim Arkadaşım

Mail grubumuzda 23 nisan için bir etkinlik düzenlendi Banu'nun emekleri ve organizasyonu ile. 4 kişilik gruplara ayrıldı bizim minikler. Hazırlayacakları kutlama kartlarını gruplarındaki diğer arkadaşlarına gönderebilecekleri ve gelen kartaları saklayabilecekleri çok anlamlı bir etkinliğe katıldılar.


Defne de dün hazırladığı kartları, bizzat babasıyla postaneye giderek postaya verdi. Hazırlama sürecini tam olarak fotoğraflayamadım çünkü halihazırda içinde bulunduğu krizsel durumlar nedeniyle tamamen kafasına estiği zaman ve kafasına estiği şekilde yaptı resimleri. Hatta ölçüye uygun hazırladığım kartonları inatla kullanmayı reddedince ben de resim defterine yaptıklarını kesip kartona yapıştırdım mecburen. Sulu boya ve parmak boyası çıkarmaya cesaret edemiyorum bu aralar, o nedenle pastel ve kuru boyayla çalıştı.
Yeni aldığım şekilli delgeci gösterip kullanmak isteyip istemediğini sordum. İstediğini söyledi. Delgeçle çiçek şekilleri çıkartıp kağıdın istediği yerine yapıştırdı. Yapıştırıcı sürmesine biraz yardım ettim çünkü ilk kez kullanıyordu.


Resim genel olarak bittikten sonra, çok sevdiği sıkıp sıkıp sıvazladığı simli uhuları çıkardım. Biraz da onlardan sıkıp yaydı resmin üstüne.
Bu süre içinde ben sürekli bu resimleri arkadaşlarına yaptığımızı, bitince onlara göndereceğimizi, onlardan da bize geleceğini anlatıp durdum. Artık gönderme ve bekleme kavramalarını bayağı öğrendi. Kargo geldiğinde falan çok seviniyor, genelde onun için birşeyler getiriyorlar çünkü:)


Oyun dersem çık:)



Efendim Defne'yle su oyunu oynayalım dedik dün. Aslında içinde su olan oyunlar oynamaya korkuyorum, başından almak, oyunu sonlandırmak çok zor oluyor çünkü. Çok ağlıyor. İstediği kadar oynasın da diyemiyorum, önlük de taksam üstünü mutlaka ıslatıyor ve elleri buz gibi oluyor bir  süre sonra. Dün bir cesaret ne zamandır aklımda olan bu düzeneği kuruverdim.



Suyun içinden obje toplamaca. Markette gezerken alttaki aleti gördüğümde hemen bu oyun için kullanabileceğimi düşünüp aldım. Asıl işlevi yumurtanın sarısını ayırmakmış, hiç denemedim, ayırır mı ki?
Bizim kız objeleri bir kere toplayıp kenara ayırdıktan sonra oyunu kendi bildiğine göre oynamaya devam etti. Önce su içmeye çalışıp üstünü ıslattı, sonra yemek yapıyorum diye suyu ve içindekileri "bööle böööle" karıştırdı. Aman kızım aktiviteyi bozdun, objeleri topla bakiim demedim tabi:)



Salonun bir köşesinde duran boncuklaarı da bir güzel yemeğine kattı, karıştırdı durdu. Annesi de hemen duruma uygun bir kaça aparat daha taşıdı büyük şefe. Boncukları da süzgeçle toparladı biraz.



Ben fotoğraf çekerken huninin içine dolan suyu (boncuk deliği tıkamış) boncukları dökülmesin diye tutarak, bu şekilde boşattığını gördüm. Çok şaşırdım, mutfakta bizi izlerken görüp öğrendi herhalde bunu yapmayı.


....

Biraz da Aktivite

Defne'nin masasının üstündeki otobüsün parçalarının şeklini aynı rekte kalemlerle kağıda çizdim. Defne de tek tek yerleştirdi üzerlerine.

Kırmızı, mavi ve pembeyi tanıyor ama sorunca ilk seferinde hep yanlış söylüyor. Bilerek mi yapıyor acaba? Ben de biraz renk çalışalım istedim. Kırmızı renkli eşyaları odaları dolaşarak sepete doldurduk. Ama renklerden çok nesnelerle ilgilendi bizimki.


Bunlar da mail grubumuzdan, hava durumu kartları. Bulutu biliyor ama gökkuşağı ve fırtınayı kavrayamıyor henüz.

Elceğizimle kapladığım hayvan kartlarımız. Laminasyon cihazım yoktu o zamanlar. Karttaki hayvanların hepsini tanıyor. Zürafa da takılıyor yalnız biraz:)


Gülümseyen Atatürk resimlerinden de eşleştirme kartları hazırladım. Mira'nın annesi Banu bloguna koymuştu, sağolsun. Buradan indirilebilir.
Bu kartlar iyi oldu aslında. Aradaki farklar çok belirgin olmadığı için iyice incelemesi ve düşünmesini gerektiriyor, zorluyor yani biraz.

Nazar Nazar

Yok yok, ben öyle dışarı çıkıp akşamına çocuk uyumayınca ya da birden hastalanınca "bak bak nazar değdi çocuğuma" diyen annelerden değilim. Nazara inanmıyor değilim ama pek aklıma gelmez, Defne'ye nazarlık bile takmadım ben doğru düzgün. Herkesin kızmasına rağmen güzel yediğini, sütümün çok olduğunu, uslu olduğunu vs. heryerde söyledim. Birşey de olmadı valla.

Zaten burdaki nazar mevzusu Defne'yle ilgili değil. 31 yaşındaki kadına nazar değer mi? Valla bana birşeyler değdiği kesin, nazar mı onu bilmem tabi. Önce Defne elimi kesti, hala iyileşmemişken dün gözümü koltuğun tahtasına gömdüm. Bir an gözüm karardı ve gerçekten uçuşan yıldızlar gördüm. Filmlerdeki gibi, numara değilmiş demek ki... Hemen buz koyduğumdan sanırım morarmadı ama şiş şu anda.

Hadi o neyse, bugün uzun zaman sonra arabayı aldım. Uzak bir okula görevlendirmem vardı. Dönüşü kaçırınca geri geleyim dedim ve küt!! Tulumba mı kuyu muydu bilmiyorum birşeye çarptım. İnip bakmadım bile. Çok canım sıkıldı yaa. Acayip saçma bir kaza oldu. Moralim bozuldu, sonra da birsürü hata yaptım. Neyse ki sağsalim gidip döndüm. Ana yol bile değildi gittiğim güzergah. Köyler arasındaki tenha yollar. Tek başıma gittim geldim resmen. Ah bir de o kuyu orda olamasaydı. Kim koydu bir elime geçirsem!

Kısacası yürüyen felaket gibiyim bu aralar. Bir süre kendimi eve mi kapatsam ki. En gıcığı da araba servise gidecek, ne zaman gelecek, biz zaten şehir dışındayız, oooff off.

Bugünün iyi haberi de gittiğim okulun öğleden sonra sınav sebebiyle tatil oluşuydu. Ben de saat 13 de evdeydim. Uzuuun zamandır korkudan ertelediğim birşey yaptık Defne'yle. Parmak boyası. Korkumdan çok iyi hazırlandım. Yıllar önce annemin aldığı büyük yer sofrasını çıkardım. İşimize çok yarayacak bundan sonra onu da anladım bugün. Ev tipi uyduruk ıslak mendil, kuru mendil, eski bir altüst takım, bolca kağıt, alta da eski bir sofra beziyle boyaya hazırdık.

Kuzum da hem sabırsızlıkla hem de uslu uslu bekledi benim hazırlıklarımı.

Aslında 2 renk yeter diye düşünüyordum ama hepsini açtırdı Defne. Boyanın yanı sıra kapları ve kapakları da sıraya dizmekle uğraştı uzun süre. Uzak oldu, yakın oldu, kapak düştü diye yordu kendini.


Tek parmağını sırayla bütün boyalara sokunca kaplarda böyle ebruli bir görüntü oluştu. Çok hoşuma gitti benim.


Bir de tavsiye. Kağıdı iki yanından bantla sofraya yapıştırdık. Böylece kaymasını engelledik, rahat rahat sıvazladı Defne de.
Boyamayı da kendi isteğiyle noktaladı, kağıtlar bitince. Ben aslında en çok ondan korkuyordum, bırakmak istemez, ağlar falan diye. Neyse ki başladığı gibi tatlı tatlı bitti boyama etkinliğimiz.



Çizimlerle şekilleri eşleştirmeyi yapamaz, daha erken diye düşünüyordum uzun süredir. Geçen hafta bir deneyelim dedim. Meğer tam zamanıymış hatta zamanı geçmiş gibi. Ben fotoğraf makinesini alıp gelene kadar hepsini yerleştirmişti Defne.
Bu aralar bu tip etkinlikleri pek yapmak istemiyor. hemen şımarıp karıştırıyor. Bilse de sırf şımarıklıktan yanlış yapıyor. En büyük zevki mutfak işleri ve yeni yılda gelen ayıcığa elbise giydirme oyunu. Hergün defalarca oynuyoruz onunla. Tekrar teşekkürler Cerencim.


Bu da yerine ulaşan hediye paketimiz. İçindekileri çekmeyi unutmuşum ama buradalar.
Ayrıca eylemlerim sürecek:)

United Colors of ...

Bir zamanlar pek meşhurdu şu markanın ırkçılık karşıtı reklemları. İki zenci, bir beyaz, bir uzakdoğulu koyarlardı, al sana sosyal içerikli reklam. Ne kolay değil mi?
Bizim kızlar da aynı o reklamlardaki artistlere benzedi. Defne ne kadar beyazsa İlke de o kadar esmer. Aslında teni daha koyu, flaş patlayınca açılmış kuzunun rengi. Saçları kapkara ve kıvır kıvır. Çok tatlı çok güler yüzlü bir kız, maşallah ona.

Geçenlerde yazdığım postta bahsettiğim arkadaşımın kızı. Uzun zamandır buluşturmak istiyorduk ikisini. Defne'nin hiç arkadaşı olmadığı için en çok da ben istiyordum. Ne yapacak, nasıl tepki verecek çok merak ediyordum. İlke gelmeden önce anlatım biraz, arkadaş gelecek, beraber oynayacaksınız, oyuncaklarını vereceksin ama evine götürmeyecek, oynayıp bırakacak, onlar senin vs vs. Çok sevindi, camlarda bekledi arkadaş arkadaş diye diye. Ama tabi ki iş oyuncaklara gelince kız neye elini atsa başına dikildi. Bekliyordum tabi şaşırmadım ama çok abartmadı. Bir süre sonra alıştı duruma, aynı ortamda kendi kendilerine oynadılar.


Kurabiye yeme faslı güzel geçti çünkü Defne kurabiyeleri görünce oyuncağı falan unutup kızı rahat bıraktı. İlke de bol bol çay koydu, çay içti .


Oyun grubu gibi olmasa da en azından yaşıtı bir arkadaşıyla bir araya geldi Defne, en çok buna sevindim. Ara sıra bir araya getirmeye çalışacağız. Aslında ilk buluşma olmasına rağmen gayet iyi geçti, hiç kavga etmediler, birbirlerine zarar vermediler, sonlara doğru birbirleriyle de ilgilenmeye başladılar. Küçükleri bir arada oynarken izlemek çok güzel gerçekten.


Bu aralar pek aktivite yapamıyoruz, aklıma birşey gelmiyor çünkü. Bir de Defne oyuncaklarıyla da oynamayı çok seviyor, bütün gün yapboz yapıyor, hamur açıyor, kitaplarını karıştırıyor, ponponlarını kalıplara yerleştiriyor. Ben de ekstra birşey yapmaya gerek duymuyorum, dedim ya aklıma da birşey gelmiyor ama bu aralar renkleri tanımaya başladı, renk gruplamayla ilgili birşeyler yapmak istiyorum, bakalım...


Geçenlerde mercimek kaşıklama yapalım demiştim. Mercimeği kavanoza Defne koymak istedi, ben de izin verme gafletine düştüm ve bütün kavanozu yere boşalmış buldum. Hazır boşalmışken aklımda olan birşey vardı onu yaptık. Tavla pullarını mercimeğin içine gömdüm ve ellerini sokup karıştırarak tek tek toplamasını istedim. Çok sevdi, defalarca yaptı. Topladığı pulları da renklerine göre kaplara ayırdı.




Yeni Yıl Hediye Arkadaşım B.E.Ö.


Yılbaşı için grupta yaptığımız çekilişte Defne'ye Ada çıkmıştı. Defne ise Ceren'e...
Hediyelerimiz dün geldi. Aslında gündüz gelmiş ama fotoğraf çekebilmek için ben gelene kadar açmayın demiştim anneme, o anı kaçırmak istemiyordum çünkü.
Defne de benim gibi kargo abilerini çok seviyor artık, her seferinde bir paket getiriyorlar, Defne açmak için sabırsızlanıyor. Ceren ve annesi Özgür çok güzel hediyeler hazırlamışlar. Akşamımıza keyif ve neşe kattılar. Tchibo'dan delikli, bir anlamda dikiş dikilebilecek ahşap bir oyuncak, Defne için kardan adamlı bir havlu ve Cerenciğimin parmak izlerini taşıyan harika bir kardan adam kartı.

Havluyu banyodaki köşesine asacağız Defne'nin, zaten ihtiyacımız vardı. Oyuncağı zaten çok sevdik, ailecek! Kart ise uzun yıllar saklanacak. Özgür o kadar ince ki hediye değişim kartı koymuş oyuncak için ama tabi ki değiştirmeyeceğiz:))

Montessoriyle ilk tanıştığım günlerde karşılaşmıştım Özgür'ün bloguyla, bana hem blog konusunda hem aktiviteler konusunda ilham veren kişidir kendisi, bilmese de. Blogundan çok şey öğrendim, bir çok anlamda yol gözterici oldu diyebilirim. Bu organizasyonda da eşleştiğimiz için gerçekten çok mutluyum.
Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler...



Laminasyon, Eşleştirme, Monet, Hamur, Diş

Bu aralar en sevdiğim şey silikon tabancamdı, yanına bir de bu ufacık tefecik şirincik laminasyon cihazı eklendi. Uzun zaman olmuştu Hülya'dan alalı ama ilk kez kullandım, pek bir sevdim. Kağıtları seffaf asetatla kaplarken, sert durması için kartona yapıştırırdım. Laminasyon cihazıyla buna gerek kalmadı. Filmin arasına koyuyorum kağıdı, veriyorum cihaza, hooop arkadan pırıl pırıl çıkarıveriyor. Çok da güzel görünüyorlar, kapladığım resimleri alıp alıp seviyorum:)

Kartlarla yaptığımız ilk eşleştirme çalışması. Resimleri uzun süre önce kaydetmiştim bilgisayara, bir türlü çıktı alamamıştık. Bunların ve daha birçok dökümanın çıktısını aldık bir kerede, zamanı geldikçe kaplar kullanırım. Meyve sebze serisinde çok fazla çeşit vardı, ben şimdilik bildiği tanıdığı bu altı çifti kapladım. Yalnız bu çalışma basit geldi Defne'ye, nasıl zorlaştırabilirim, bilen?
Bir tek domatesle, elmayı karıştırıyor ama karışmayacak gibi de değil ki:)

Elma sıralamayı da ben yokken anneannesiyle yapmışlar, bir kerede yapıverdi diyor annem. Şimdi şımarıyor, yapmak istemiyor pek. İki tane diziyor sonra kakıyııı deyip karıştırıyor:)


Monet eşleştirme kartlarını sağolsun İnciboncuk hazırlayıp gruba eklemişti. Oldum olası çok severim zaten Monet'yi, Defne de tanısın şimdiden diye onları da hazırladım. Desenler birbirine benzediği için karıştırabilir diye sayıyı az tuttum. Genel olarak eşleştirebiliyor, iki resmi karıştırıyor sadece.


Bu da çoook uzun zamandan beri yapmak isteyip bir türlü elimin gitmediği oyun hamuru. Un, tuz, su ve 1-2 damla sıvı yağı kafama göre karıştırıp yaptım. Azıcık da kırmızı gıda boyası ekledim. Aslında Defne'nin elleri kirlendiği için oynamayacağını düşünüyordum ama beni yanılttı. Ara sıra ellerini gösterip üğee dedi ama yine de devam etti oynamaya. Önce Hamurdan top yapıp kürdan batırdı. Sonra kürdanları çıkarıp oluşan deliklere tekrar sokmaya çalışınca ben de aşağıdaki gibi bir top hazırladım. Kürdanları görünen deliklere tek tek taktı.

Aşağıda da Özden'den aldığım fikirle yaptığımız banka kartıyla hamur kesmece oyunu var. Bu hamur, kürdan, kart ekibiyle 1 saate yakın oynadı Defne. İyi vakit geçirtiyor, tavsiye ediyoruz.


Bu arada Defne'nin köpek dişleri gelmeye devam ediyor. Aylardır diş çıkarmıyordu, şimdi hepsi sıraya girmişler sanki, pıtır pıtır çıkıyorlar. Tek belirtisi ise gün içinde ara sıra yanağını tutup acıdı demesi. Oda çabucak geçiyor zaten. Dün baktım üstteki iki köpek dişinin de ucu görünüyor, alt soldaki de göründü görünecek.

Öğle uykuları ise hafta sonu ve resmi tatiller dışında komple iptal. Ben de saldım artık, elimden birşey gelmiyor zaten. Dün saat 4 buçukta çok uykusu geldi, ben daha yüzünü göremeden uyudu, 7de uyandı. 11 gibi zor zahmet tekrar uyudu. Ne bu şimdi, ne saçma...

Son Haftalarda Neler Yaptık?

Çekiliş falan derken uzun zamandır eklemek istediğim etkinliklere ancak sıra geldi. Üstteki oy sandığına benzeyen kutuyu archisugarda eskileri karıştırırken gördüm. Evde hazır bir kutu ve bolca da lamine edilmiş kart vardı. Hemen kaplayıy bir delik açtım kutuya, Defne atıyor ben boşaltıyorum. Deliği güzel denk getiriyor.

Ponponların büyüklerini mini browni kabına, küçükleri buz kalıbına koyuyor. En küçük ponponları çekmecenin dibinde bulduğum eski bir örtünün kenarlarından kestim. O kadar küçüğünü yapmak çok zor çünkü. Kalıplara tek tek koydu fakat büyük küçük olarak ayırmayı pek istemedi. Fikir özgür keo'dan.

Tuzluğa kürdan atmaca. Tuzlukların delikleri çok küçük olduğundan kürdan sığmıyor. Baharatlık şeklinde olanlar veya bizdekiler gibi yurtdışından gelen tavuk, salata baharatı kutuları kullanılabilir. Zaten katkı maddeli kullanmak istemiyordum, hediye gelmişti, bu aktivite için hepsini çöpe döktüm.


Kağıda sticker yapıştırma. Alttaki kitabın içinde, üstünde yazılar yazan stickerlar vardı. Defne onlarla oynamak isteyince ortaya böyle bir aktivite çıktı. Bütün kağıdı doldurdu ve hiçbirini üstüste yapıştırmadı. Boş yerleri, boş boş diyerek gösterip oralara yapıştırdı elindekileri.



İpe boncuk dizme oyuncağıyla oynarken. (Karşısında da bir kişi mutlaka onunla birlikte dizmeli.)

Geçen haftalarda yağan şiddetli yağmurda bodrumu su basmıştı. Eşim de metalden bir düzenek hazırlatıp üstüne bu tahtaları koymak suretiyle zemini biraz yükseltti. Tahtaları getirdiğinde hemen birine el koydum. Yabancı bir blogda görmüştüm, denge çalışması.
Elinden tutup ileri geri yürütüyorum Defne'yi. İki ucuna da legolardan biraz yükselti yapıp koydum.





Related Posts with Thumbnails